Gülme Komşuna Gelir Başına...
Herşeyden önce bir duyuru ile başlamak istiyorum. Artık blog tutmayacağım, onun yerine Tüketici Köşesi açmaya karar verdim :), niye mi ? Buyrun;
Çarşamba günü saat 15:00’de otobüs garına giden servise binmek üzere evden çıkıp taksiye atladım ve Kadıköy Rıhtım Caddesinde bulunan Boss ofisine vardım. Servis normal saatinde geldi ve biz Ataşehir’e doğru yola çıktık.
Saat 15:30 gibi Ataşehir’e vardık ve 15:45 Ankara arabasını bir grup insan beklemeye başladık. O sırada bir görevli köprüde trafiğin çok sıkışık olduğunu ve daha 15:00 arabasının gelmediğini ve dışarda bekleyip üşümememiz gerektiğini söyledi ve bizi içeri davet etti. Efendi efendi dediğine uyup içeri girdik ve saat 16:00 ya kadar 15:45 arabasını bekledik.
Otobüs geldi ve ben içer girdim, 6A’da olan koltuğum [ tek kişilik ] doluydu. Benim yaşlarımda bir kardeş oturuyordu. Bileti bir daha kontrol ettim ve şöyle dedim;
Ben: Pardon, Galiba yanlış yerde oturuyosunuz. 6A bileti bende
Kardeş: Yoo, bakın bu da benim biletim 6A benim
Ben: Allah allah, bir sorayım
Çağlar aşağı iner durumu görevliye anlatır. Görevli yukarı çıkar ve şaşırır. İkimizi birden içeriye davet eder.
İçerdeki Görevli #1: Abi, ikisinede aynı bileti kesmişler!
İçerdeki Görevli #2: Dur bakayım, yer Süleyman Çağlar Onur’un görünüyor hanginiz o?
Ben: Benim
Kardeş: Eee ben ne yapacağım?
İçerdeki Görevli #1: Şu bileti verseniz ya bana bir?
İçerdeki Görevli #2: Ya bi yanlışlık var, siz bu bilet ile dün seyahat etmeliymişsiniz. Bakın tarih 18 Ocak
Kardeş: Arkadaşım delirdin mi sen? Bileti sabah Taksim’den aldım.
İçerdeki Görevli #2: Aaaa, kesilme tarihi 19 Ocak seyahat tarihi 18 Ocak
Ben: Ehehehehehehe
Kardeş: Hayret birşey ya, hayret birşey ya
Ben: Abi kızma bak adamlar zamanda yolculuk ettiriyorlar seni!
Kardeş: Ben ne yapacağım peki
Ve kardeş tahmin edeceğiniz gibi muavin koltuğunda seyahat etti ama ne seyahat!
Yola çıktık ve ben [ her zaman ki gibi ] uyuya kaldım taki gözlerimi acayip bir yerde açana kadar. Bir baktım insanlar söylenerek otobüsten iniyorlar tabi bende durur muyum bende indim. Ve yedinci şoku orda yedim [ ilk altısı provided by İş Bankası ]. Otobüsün arkasından acayip dumanlar çıkıyordu. Evet Bolu Dağı’nın ortasında otobüs bozulmuştu. Ve saat daha 18:15 idi.
Ve bir anda aklıma Meren geldi. O Ankara’ya giderken ben ve Onur’dan duyup Boss ile seyahat etmiş ve Bolu Dağında otobüsleri bozulmuştu. Bu yüzden Ankara’ya 3 saat geç varmıştı ve biz Meren’e çok gülmüştük [ işte olm bu senin şansın ahhaha diye ] [ Anladığınız gibi başlık burdan gelme ]. Hemen Meren’i aradım;
Ben: Abi?
Meren: Vardın mı? Ne çabuk!
Ben: Yok abi bir anımı paylaşmak için aradım
Meren: Hadi bana otobüs bozuldu ve Boludayız de
Ben: Evet abi aynen öyle :(
Meren: Eheehheehh ehehehhe eheheheheh ehehehehe…
Meren: Olm kesin aynı şöför. Geçmiş olsun ama oluyor işte kader eheheh
Meren: Neyse Ankara’dan araba gelir :)
Ben: Valla öyle ben gelişmeleri bildiririm
Meren: Tamam abi sıkılınca ara tamam mı :)
Ben: Tımam :)
Sonra şöförün yanına gittim ve ‘ne oldu sana, ne oldu böyle’ diye sordum. ‘Arıza’ dedi bende ‘aaa cidden mi. Bende anlamamıştım’ dedim. ‘Ben hallederim şimdi’ dedi, bende ‘Otobüs çağırdınız mı?’ diye sordum ‘Ben hallederim şimdi’ dedi. Ve sonra neler mi oldu, buyrun;
1.5 saat şöför ve iki görevli aracın motoruna baktılar. Hayır canım bayağı baktılar. Karşısına dikilip baktılar. Şeyin şeye baktığı gibi. N kere yanlarına gidip neye bakıyorsunuz diye sordum ‘Arızaya bakıyoruz’ dediler bende içimden ‘Ulan asıl arıza sizsiniz’ dedim. Saat 19:45 olmuştu ve benim sabrım taşıyordu [ sadece benim değil tabi herkesin de ]. Sonunda şöför merkezi aradı ve durumu anlattı onlarda Bolu’da bir MAN Otobüs ustası olduğunu onu yollayacaklarını söylediler. Bolu’lu Hasan Usta bir 45 dakika sonra geldi. Saat 20:30 idi. Bu sırada önünde durduğumuz Mudurnu Tavuk içinde yemek yiyor, maç izliyorduk daha sonra Avrupa Yakası isimli diziyide bir otobüs insan izledik.
Gelen Bolu’lu Hasan Usta bize yeni bir bakış açısı getirmişti. ‘Yandan bakış’ adını verdiği bu teknik ile motora bir sağdan birde soldan yaklaştı ve kimsenin beklemediği bir anda hop dedi ve otobüsün altına girdi. Yaklaşık 1 saat sonra elinde yuvarlak etrafında eşit aralıklar bulunan ve içinde mil gibi birşey olan bir parçayı çıkardı ve yere attı sonra ekledi ‘Bu otobüs 15 cm. kıpırdamaz’. Ben önce Annemleri sonra Meren’i aradım. Annemler telaşa kapıldı, Meren ise çok eğlendi ama ‘Halen orada mısınız abi?’ demektende kendini alamadı. Bu akşam Onur ile İzmir’e gidecekleri için [ evet Boss ile ] bende bir iki öğüt verdim [ laptoplarınızın pilini doldurun, benim odada cross kablo var yanınıza alın gibi ]
Saat 21:30’da Ankara’dan araba yola ç.ıktı geliyor dendi, o araba saat 23:00’da geldi ve biz bindik söylene söylene. Uzatmadan daha fazla saat 01:30 gibi evde ancak olabildim yoldaki sisten dolayı.
Gayet sakin asansöre bindim ve 9’a bastım, bastım ama basarken gözüme bir yazı ilişti asansörün içinde;
Teknik bir arıza nedeniyle asansörümüz 9. katta duramamaktadır
Site Yönetimi
Nasıl ya dedim kendi kendime,teknik arıza sebebi ile duramıyormuş dedim ve gülmeye başladım birikmiş sinir ile gecenin o saatinde asansör içinde ve ondan çıkıp hemen yanındaki asansöre bindim ve şunu gördüm;
Teknik bir arıza nedeniyle asansörümüz 4. katta duramamaktadır
Site Yönetimi
ağzımdan salyalar, gözümden yaşlar akarak eve girdim ve halen gülüyorum. Bu yazıların fotoğraflarını yarın gezegen halkı ile paylaşacağım hiç merak etmeyin.
Ama neyi farkettim biliyor musunuz? Bu Ankara-İstanbul yolunda birşeyler var benim ATM kartımda ondan gecikti sanırım. Neyse Boss sende çok büyüksün aynı İş Bankası gibi…