Bu devirde iyi olmak iyi birşey değil...
Hakikaten bunu anladım, iş çıkışı Barış, Meren, Onur ve ben Acıbadem’de Pide de Samsun isminde bir pideciye gittik. Pek güzel yemekleri olan, pek güzel bir yerdi kendileri. Ta ki hesap ödeme vakti gelinceye kadar. Hesabı kredi kartımdan ödemek istedim ve hatta ödedim ve çıktık, bizim evin bulunduğu sitenin içindeki bakkaldan alışveriş yaparken Pide de Samsun‘un 50 YTL yerine 0.5 YTL para çektiğini şans eseri farkettik ve adamları aradık;
Adam: Alo, Samsun Pide evi?
Ben: Merhaba biz biraz önce yemek yemiştik, kredi kartından parayı yanlış çekmişsiniz.
Adam: Haa, evet. Adres neydi sizin ben POS makinasını gönderecem
Ben: Adres….
Adam: Tamam, şimdi yoğunuz biz. Bir saate yolllarım
Ben: Tamam ama çok geç saate kalmasın.
Yukarıdaki konuşmada birşey eksik, birşey ise yanlış farkettiniz mi? Adam sanki biz parayı yanlış çekmişizcesine konuşup bir teşekkür bile etmeyi kendine iş saymamıştı. Meren, Onur ve ben kızdık bu duruma içten içe.
10 dakika önce ise dananın kuyruğu koptu, yolladıkları genç arkadaş elinde POS makinası ile kapının önünde bitiverdi fakat POS makinası ısrarla bağlantı kurmayınca, tamam o zaman ben bir uğrar öderim yarın falan dedim. Çocuk ise gidince ‘Evladım para nerde?’ diyen adamın gazabından korktuğu için olsa gerek telefon numaramı istedi. Bende saf saf vermeye başladım. Tam o sırada arkamda bir gölge belirdi.
‘Arkadaşım ne yapacaksın telefon numarasını? Ödemediniz diye telefon mu açacaksın, o farkında değilsiniz galiba ama eksik çektiniz diye arayan biziz, böyle hırsız muamelesi yapar gibi ne acayip işler yapıyorsunuz’
diye, Panthera Pardus Tulliana kıvamında atlayınca kendime geldim. Arkadaş özür dileyerek giderken aslan parsımdan halen ‘O telefondaki adama da söyle insan bir teşekkür eder. İnsanlık kalmamış kardeşim’ sesleri yükseliyordu. Ne kadar haklısın merencim, ağzına sağlık…