İstanbul, The City

Dün akşam servisten indik ve Gürer, Onur ve ben birbirimize bakmaya başladık. Hava çok güzeldi ve hiç birimizin eve gidip, 4 duvar arasına kısılası yoktu. İşte tam bu sırada Kahramanımız GürerSan, ‘Haydi Boğaza gidelim, oturur birşeyler de yeriz’ dedi ve bizi Üsküdar’ın ilerisinde ( belki içinde ? ) belediyenin işlettiği böyle denize sıfır pek leziz bir yere götürdü. Farkında bile olmadan saatler geçirmişiz orada gece eve gelince farkettim.

İstanbul, The City acayip bir yer. İnsan sevse mi, sevmese mi şaşırıyor kendini. Aman dikkat siz de şaşırmayın, zaten yeterince kendini şaşırmış var etrafta…